Karşı Vekalet Ücreti Nedir, Kime Aittir?
Hukuki düzen içerisinde her birey, yasal düzenlemeler çerçevesinde haklarını öne sürmek ve mahkemelere başvurarak dava açmakta serbesttir.
Öyle ki kişilerin haklarını öne sürebilmesine ilişkin bahsedilen bu husus da bireye hukuk devleti içerisinde tanınmış en temel haklardan biridir.
Vatandaşların dava açmalarını kısıtlayıcı, haklarını öne sürmelerini engelleyecek herhangi bir uygulama hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil eder ve bireylere özgülenen anayasal bir hakkın ihlal edilmesi anlamına gelir.
Fakat bu noktada kişilerin birbirlerine karşı yasal düzenlemelerin dışında, sırf husumet duygusu veya hakkaniyetle bağdaşmayan benzer başka saikler ile hareket ederek davalar açılmasının da bir yaptırımı olmalıdır.
Haksız yere aleyhine bir dava açılan kişi, her ne kadar açılan davanın haklı olmadığını bilse de tedbirli olmaya ve imkanları doğrultusunda bir avukat ile temsil olmaya sevk olacaktır.
Bu noktada haklı tarafın uğrayacağı maddi zararın tazmin yöntemlerinden biri de karşı vekalet ücreti olarak adlandırılır.
İçindekiler
Karşı Vekalet Ücreti Nedir?
Yargı organı tarafından, ele alınan davada haklı bulunan ve bir avukat ile temsil olunan kişiye; haksız bulunan tarafça vekalet ücreti ödenmesine karar verilecektir.
Bu karar ile belirlenen ücrete uygulamada karşı vekalet ücreti adı verilir. Bu ücret davada kendisini vekille temsil ettiren ve vekili olan avukata belirli bir meblağ ücret ödemiş olan kişinin maddi olarak uğramış olduğu zararı gidermeye yönelik olarak var edilen bir hukuki müessesedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin olan 323. maddesinde de belirtildiği üzere vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti davanın haksız tarafının ödemesi için üzerine bırakılır.
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki karşı vekalet ücretine hükmedilebilmesi için temel olarak davanın kabulüne, reddine veya ceza davalarında bir cezaya ya da beraate hükmedilmesi gerekir.
HAGB, düşme, erteleme gibi hükümlerin meydana gelmesi ile bu kararın verildiği yan haklı çıkmadığı için bir vekalet ücretine hükmedilmesi de mümkün değildir.
Fakat feragat halinde karşı vekalet ücreti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 312. maddesinde yer alan “Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir.” hükmü özel bir düzenlemeye yer vermektedir.
Buna göre davadan veya davalı olarak itirazlarından feragat eden taraf, davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerini ödemekle yükümlüdür.
Ancak davadan feragat halinde karşı vekalet ücreti yönünden tarafların anlaşmış olmaları halinde bu ücrete mahkeme tarafından hükmedilmez.
Bu hukuki düzenlemenin bir istisnasını ise manevi tazminat karşı vekalet ücreti oluşturur. Anayasa Mahkemesi tarafından 2024/29 E. 2024/226 K. sayısı ile 25.12.2024 tarihinde verilen ve 14.03.2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan iptal kararına göre, kişinin manevi zararını belirleyerek açmak zorunda olduğu bir dava türü olan manevi tazminat davalarında bu talebin bir kısmının reddedilmesi halinde karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin anayasaya aykırılık teşkil ettiği belirlenmiş ve ilgili madde iptal edilerek yürürlükten kaldırılmıştır.
Buna göre manevi tazminat davalarında talep edilen miktarın bir kısmı yönünden dava reddedilse dahi karşı vekalet ücretine hükmedilmeyecektir. Ancak bu istisnai düzenlemeyi genel bir uygulama olarak düşünmemek gerekir. Örneğin kira tespit davasında karşı vekalet ücreti, davanın kabul veya red oranına göre yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenmeye devam edecektir.
Karşı Vekalet Ücretini Kim Öder?
Karşı vekalet ücreti, bir davada yapılan yargılamanın neticesinde haksız çıkan tarafça haklı tarafa ödenir.
Örneğin nafaka artırım davası karşı vekalet ücreti, davacının nafaka artırım talebinde haksız görülmesi halinde davacı tarafından; mahkeme tarafından davacının talebinin haklı görülmesi halinde ise davalı tarafından ödenecektir. Davada haklı görülen tarafın vekalet ücretine hak kazanması için vekille temsil edilmesi gerekir.
Bunun dışında vekilin ya da ilgili tarafın duruşmalara katılmış olması şartı dahi aranmaz. Usulüne uygun bir vekaletnameyi dosyaya sunan ve vekil vasıtası ile herhangi bir işlem gerçekleştirmiş olan tarafın lehine vekalet ücretine hükmedilebilir.
Karşı Vekalet Ücreti Kime Aittir?
Mahkemeler tarafından hükmedilen karşı vekalet ücretine yönelik en büyük kafa karışıklığı, karşı vekalet ücreti kime aittir sorusu ile ortaya çıkar. Dava taraflarından haklı çıkan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi halinde bu hüküm, ilamlı icra takibine konu edilerek haksız taraftan istenir.
Haksız tarafça haklı çıkan tarafa ödenecek işbu bedelin kime ait olduğu hususu, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde yer alan “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” şeklindeki hükümle yasal düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Kanun maddesinde de açıkça anlatıldığı üzere davanın sonucunda haklı çıkan tarafın vekili, hükmedilen vekalet ücretini tahsil edecek olan ve bu paraya hak kazanan taraftır.
Bir diğer anlatımla bu bedel, avukata ait olup davayı kazanan asil işbu parayı avukatından isteyemez, ilgili asilin borcundan dolayı bu bedelden avukat mahrum edilemez.
Karşı Vekalet Ücreti Nasıl Hesaplanır?
Yargılama neticesinde hükmedilecek vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı hususu da yasal düzenlemelere tabi tutulmuştur.
Karşı vekalet ücreti hesaplama yöntemi; davanın konusuna, türüne, görüldüğü mahkemeye ve kararın ne olduğuna göre değişkenlik gösterir.
Konusu para ile ölçülebilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti, işbu paranın miktarına göre değişkenlik gösterir.
Nisbi vekalet ücreti olarak da adlandırılan ve oransal olarak hesaplanan bu türdeki vekalet ücretlerinde para miktarı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde belirlenen alt tutara kadar olan davalarda para miktarı ile eşit kabul edilir. Bu miktarın üstündeki tutarlar için ise şu formül izlenir:
| İlk 600.000 TL için | %16 |
| Sonra gelen 600.000 TL için | %15 |
| Sonra gelen 1.200.000 TL için | %14 |
| Sonra gelen 1.200.000 TL için | %13 |
| Sonra gelen 1.800.000 TL için | %11 |
| Sonra gelen 2.400.000 TL için | %8 |
| Sonra gelen 3.000.000 TL için | %5 |
| Sonra gelen 3.600.000 TL için | %3 |
| Sonra gelen 4.200.000 TL için | %2 |
| 18.600.000 TL’den yukarısı için | %1 |
(https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/11/20251104-9-1.pdf)
Konusu para olmayan davalar için ise doğrudan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki miktarlar esas alınarak karar verilir. Örneğin, asliye ceza mahkemelerinde görülen davalarda taraflardan birinin vekilliğini üstlenen avukat, temsil ettiği tarafın haklı görülmesi halinde 45.000,00-TL maktu vekalet ücretine hak kazanır.
İcra Takibi ve Karşı Vekalet Ücreti

Vekil tarafından temsil ettiği kişinin vekaletnamesi ile başlatılacak icra takibi neticesinde dava vekalet ücreti ve ilamlı icra takibine ilişkin hesaplanacak vekalet ücreti tahsil edilecektir.
Bu bedeller tahsil edildikten sonra vekil tarafından miktara uyan serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi zorunludur.
Karşı vekalet ücreti makbuz örneği verilmeden önce, bu makbuzun borçlusunun kim olduğunun doğru belirlenmesi gerekir. İstisnai durumlar hariç olmak üzere vekil, makbuzu müvekkiline yönelik olarak tanzim etmesi zorunludur. Makbuz tarafı vergi mükellefi değil ise stopaj kesintisi yapılması gerekmez.
Makbuzda belirtilecek KDV oranı, temsil edilen kişiye ve mahkemeye göre değişkenlik gösterir. Örneğin, çocuk ceza mahkemelerinde reşit olmayan bir kişiye ilişkin kazanılan vekalet ücretine ilişkin makbuz düzenlenirken belirlenecek KDV oranı %10 iken asliye ceza mahkemelerinde katılan vekili olarak kazanılan vekalet ücretine ilişkin makbuzda KDV oranı %20 olarak alınmalıdır.
Karşı vekalet ücreti, bir davaya taraf edilen bireyin kendini vekille temsil ettirmesini kolaylaştırmak ve kötü niyetli şekilde açılacak davaların önüne geçmek adına yasal düzenleme alanı bulmuş bir hukuki müessesedir.
Davacının davası haklı ise uyuşmazlığı davalık hale getiren davalı, dava haksız ise haklı olmayan sebeple yargılanmaya muhatap edilen davalı tarafın maddi olarak vekiline ödenecek bir miktar ile zararının hafifletilmesi hukuk devletinin gerektirdiği bir durumdur.
Tüm bu nedenlerle Sinan Eroğlu Hukuk ve Danışmanlık Ofisi’nin uzman kadrosundan danışmanlık hizmeti alarak açmayı düşündüğünüz davalara ilişkin hukuki yansımaları ve yargılama giderleri hakkında bilgi almanız oldukça faydalı olacaktır.





