Deniz Ticareti HukukuHukuki Makaleler

Navlun Sözleşmesi Nedir?

Deniz ticaretinin temel taşları arasında yer alan navlun sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1138. maddesinde tanımlanmıştır.

Bu sözleşme, taşıyanın deniz yoluyla eşya taşımayı, taşıtanın ise nakliyat karşılığında navlun bedeli olarak ifade edilen ücreti ödemeyi taahhüt ettiğini kanıtlar.

Denizde eşya taşımacılığını düzenleyen navlun sözleşmesi, uluslararası ticarette kritik bir role sahiptir. Dolayısıyla navlun sözleşmesi hem yerel hem de küresel deniz ticaretinde yaygın olarak kullanılır.

Sözleşmeye konu olan malın-eşyanın ve sözleşme taraflarının haklarını koruma altına almak açısından çok önemlidir. 

Navlun Sözleşmesinin Tanımı ve Unsurları

TTK Madde 1138/1’e göre navlun sözleşmesi “taşıyanın deniz yoluyla eşya taşımayı, taşıtanın ise navlun bedeli ödemeyi taahhüt ettiği, iki tarafa borç yükleyen” ivazlı bir sözleşmedir.

Deniz ticaret hukukunda önemli bir yer tutar navlun sözleşmesi, su yoluyla eşya taşımacılığını düzenler.

Navlun, eşyanın taşınması için ödenen ücreti ifade eder ve sözleşme kapsamında serbestçe belirlenir. Navlun olarak adlandırılan bedel belirlenmemişse yükleme zamanında ve yerinde geçerli navlun ödenir.

TTK Madde 1138 ve 1016 uyarınca belirlenen navlun sözleşmesi unsurları, taşıma taahhüdü, deniz yoluyla taşıma, gemi kullanımı, zilyetlik, navlun bedeli şeklinde sıralanır. Bu unsurları şu şekilde açıklamak mümkündür:

  • Taşıyan, eşya taşımayı taahhüt etmelidir.
  • Taşıma, deniz yoluyla gerçekleştirilmelidir. Çünkü iç sularda gerçekleştirilecek olan taşımalar navlun sözleşmesi kapsamında değildir. 
  • TTK Madde 931’e göre taşıma, ticari bir deniz gemisiyle yapılmalıdır.
  • Taşıyan, eşyanın zilyetliğini elde etmelidir.
  • Taşıma, ücret karşılığında yapılır. Dolayısıyla ücretsiz eşya-mal taşıma eylemleri navlun sözleşmesi kapsamında değildir. 

Tüm bunların yanı sıra navlun sözleşmesi şekil şartı olmayan bir sözleşmedir.

Dolayısıyla, sözleşme için tarafların iradelerini birbirine uygun şekilde bildirilmesi yeterlidir.

Uygulamada ise belli şartlara uygun bir yazılı sözleşme yapılması gerekir. 

Navlun Sözleşmesinin Tarafları

Navlun sözleşmesi tarafları taşıyan, taşıtan, fiili taşıyan ve yükletendir. “Taşıyan” olarak adlandırılan taraf, deniz yolu ile eşya taşıma taahhüdünde bulunan taraftır.

Taşıyanın donatan ya da gemi işletme müteahhidi olma zorunluluğu yoktur. “Taşıtan” ise taşıyanla sözleşme yapan ve navlun olarak adlandırılan bedeli ödemeyi taahhüt eden taraftır.

Taşıtanın, navlun sözleşmesine konu olan malın maliki olma zorunluluğu yoktur.

Navlun sözleşmesinde “fiili taşıyan” olarak adlandırılan taraf, taşıyanın taşıma görevini kısmen ya da tamamen devrettiği kişidir. Fiili taşıyan taşıtan ya da başka biri olabilir.

Malın fiili taşıyan tarafından taşınması durumunda ise alt navlun sözleşmesi yapılması gerekir.

Genel olarak navlun sözleşmesinde “gönderilen” olarak adlandırılan taraf ise eşyanın varış limanındaki teslim alan kişi olarak açıklanabilir.

Navlun Sözleşmesinin Tarafları

Navlun Sözleşmesinin Türleri

Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 1138/1 uyarınca, navlun sözleşmesi iki ana türde düzenlenir. Başka bir ifadeyle navlun sözleşmesi türleri iki tanedir. Bunlar, Yolculuk Çarteri Sözleşmesi ve Kırkambar Sözleşmesidir. 

Yolculuk Çarteri Sözleşmesi Nedir?

Yolculuk çarteri sözleşmesinde taşıyan, geminin tamamını ya da belli bir bölümünü taşıtana tahsis ederek eşya taşıma görevini üstlenir.

Geminin tamamı taşıyana tahsis edildiğinde tam çarter, bir bölümü tahsis edildiğinde ise yarım çarter olarak adlandırılır.

TTK Madde 1138/1-a uyarında bu sözleşme, tek taşıma seferi veya birden fazla taşıma seferi için yapılabilir. Örneğin, bir şirket geminin tamamını kiralayarak yüklerini taşıtabilir.

Navlun sözleşmesi örneği olarak, bir konteyner dolusu malın İstanbul’dan New York’a taşınması için yapılan anlaşma kapsamında geminin belli bir bölümü eşya için tahsis edilmiş ise bu işlem için tam çarter sözleşmesi yapılır.

Sözleşmede taşıma şartları ve navlun bedeli açıkça belirtilir.

Kısmi çarterde ise geminin belirli bir bölümü tahsis edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1234 E., 2025/567 K. kararında, yolculuk çarteri sözleşmelerinde tahsis taahhüdünün açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kırkambar Sözleşmesi Nedir?

Kırkambar sözleşmesinde ise taşıyan, sadece ayırt edilmiş olan eşyayı taşımayı taahhüt eder. Dolayısıyla kırkambar sözleşmesinde gemi tahsisi söz konusu değildir. TTK Madde 1138/1-b uyarınca kırkambar navlun sözleşmesi düzenlenirken eşyanın cinsi ve miktarı açıkça belirtilmelidir.

Ancak eşyanın geminin hangi bölümünde taşınacağının sözleşmede belirtilmesi zorunlu değil, taşıyanın inisiyatifindedir.

Örneğin, bir konteynerin belirli bir limana taşınması kırkambar sözleşmesine tabidir. Taşıyan, eşyayı güverteye taşıyamaz ya da küpeşteye asamaz.

Fakat eşyanın niteliği gereği istisnai durumlar da vardır.

Diğer bir kırkambar navlun sözleşmesi örneği olarak, bir konteynerin İzmir’den Rotterdam’a taşınması için eşyanın cinsi, miktarı ve teslim tarihi açıkça belirtilir.

Navlun Sözleşmesi Yerine Getirilmesi

Navlun sözleşmesinin yerine getirilmesi, taşıyan ve taşıtanın yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi ile mümkündür. Bu sürecin önemli aşamaları ise şunlardır:

  • Yükleme ve taşıma için bir geminin kullanılması,
  • Geminin denize, yola ve yüke alınması,
  • Geminin kararlaştırılan tarihte yükleme limanında hazır bulunması,
  • Gemiye yükleme,
  • Geminin yolculuğu ve yükü boşaltması.

Navlun Sözleşmesi Yerine Getirilmesi

Yükleme ve Taşıma için Bir Geminin Kullanması

Taşıyan, navlun sözleşmesinde belirtilen eşyayı taşımak için uygun nitelikte bir gemi kullanmak zorundadır.

Söz konusu geminin, Türk Ticaret Kanunu Madde 931 uyarınca ticari bir deniz gemisi olması gerekir.

Ayrıca, taşıyan, geminin yükleme kapasitesine uygun şekilde eşyayı taşımayı da taahhüt eder. 

Geminin Denize, Yola ve Yüke Alınması

TTK Madde 1141 kapsamında, taşıyanın gemiyi denize, deniz yolculuğuna ve yüke elverişli hale getirme yükümlülüğü vardır.

Diğer bir deyişle geminin yükün güvenliğini sağlayacak nitelikte ve yükleme limanında hazır olarak bulunması gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/456 E., 2025/123 K. kararında da geminin elverişsizliğinden doğan zararların taşıyanın sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir.

Geminin Kararlaştırılan Tarihte Yükleme Limanında Hazır Bulunması

TTK Madde 1142 uyarınca, taşıyan, navlun sözleşmesinde kararlaştırılan ve açıkça belirtilen tarihte yükleme limanında gemiyi hazır bulundurmakla yükümlüdür.

Gecikmeler ise taşıyanın sorumluluğundadır ve gecikme durumunda taşıtan tazminat talep edebilir.

Gemiye Yükleme

Eşyanın veya taşınacak malın-eşyanın gemiye yüklenmesi, yükleten tarafından yapılır. Ayrıca TTK Madde 1143 gereği yükün zilyetliği taşıyana aittir.

Taşıtan ise taşınacak mal hakkında tamamen doğru beyanda bulunmak zorundadır.

Bu yükümlülük kapsamında TTK Madde 1144 uyarınca, taşıtanın yanlış beyanları sonucunda oluşan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Geminin Yolculuğu ve Yükü Boşaltma

Taşıyan, TTK Madde 1145’e göre eşyayı varış limanına güvenli bir şekilde taşıyarak gönderilene teslim eder. Eşyanın gemiden boşaltılması- indirilmesi ise sözleşmede belirtilen limanda yapılır.

Varış limanı sözleşmede açıkça belirtilmemiş ise yani belirsizse taşıyan veya kaptan tarafından belirlenir.

Konuya ilişkin pek çok yargıtay kararı bulunur. Bunlardan biri Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/789 E., 2025/234 K. kararıdır. Bu karara göre boşaltma sırasında eşyaya zarar gelmesi durumunda taşıyanın özen borcunu ihlalden sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Navlun sözleşmesi, deniz ticaretinde eşya-mal taşımacılığını düzenleyecek nitelikte olup hem yerel hem de küresel geçerliliğe sahiptir.

Türk Ticaret Kanunu Madde 1141’e dayanan ve şartları ile unsurları açıkça belirlenmiş olan bu sözleşme kapsamında olası uyuşmazlıklar ise yargı süreci ile çözülebilir.

Böyle durumlarda uzman bir avukattan destek almak sürecin hızlanması ve bir profesyonel tarafından yürütülmesi açısından oldukça önemlidir.

Navlun sözleşmesinden doğan hakların korunması için 2025 yılı itibarıyla birçok Yargıtay kararı alınmıştır. Bu kararlar sayesinde taşıyan ve taşıtanın yükümlülüklerini netleştirmiştir.

Sonuç

Navlun sözleşmesi, sadece “eşyayı A noktasından B noktasına götürme” taahhüdü değil, aynı zamanda uluslararası ticaretin risklerini yönetme aracıdır.

Taşıyanın (armatörün) en temel borcu, gemiyi “denize ve yola elverişli” (seaworthy) halde tutmaktır.

Yükün hasar görmesi veya geminin geç kalması durumunda, bu elverişlilik halinin başlangıçta var olup olmadığı (TTK 1141) sorumluluğun belirlenmesinde kilit rol oynar.

Özellikle “Konişmento” (Bill of Lading) belgesinin düzenlenmesi, yükün mülkiyetini temsil etmesi bakımından hayati öneme sahiptir.

Taşıtanın (ihracatçı/ithalatçı) yükleme ve boşaltma sürelerine (surtime/demurrage) dikkat etmesi, beklenmedik “sürastarya” (demurrage) cezalarıyla karşılaşmaması için elzemdir.

Olası bir hasar veya kayıp durumunda, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiği unutulmamalı, sürecin Deniz Ticaret Hukuku alanında uzman bir avukatla yönetilmesi tavsiye edilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Navlun bedeli ne zaman ödenir?

Aksi kararlaştırılmadıkça, navlun bedeli eşyanın varış limanında teslim edilmesiyle muaccel olur (ödenmesi gerekir). Ancak uygulamada genellikle “Peşin Navlun” (Freight Prepaid) veya “Varışta Ödemeli” (Freight Collect) olarak konişmentoda belirtilir.

Yük denize atılırsa zararı kim öder?

Eğer gemiyi ve diğer yükleri kurtarmak amacıyla kaptan tarafından bilinçli olarak yük denize atılırsa (Müşterek Avarya), bu zarar gemi ve yük sahipleri tarafından ortaklaşa karşılanır. Bu, deniz hukukuna özgü bir risk paylaşımıdır.

Kırkambar ile Çarter sözleşmesi farkı nedir?

Çarter sözleşmesinde (Charterparty) geminin tamamı veya bir kısmı kiralanır/tahsis edilir (örneğin dökme yükler). Kırkambar sözleşmesinde (Liner shipping) ise gemi tahsis edilmez, sadece belirli bir parça eşya (örneğin 2 konteyner) taşınır.

Navlun sözleşmesi yazılı olmak zorunda mı?

Hayır. TTK’ya göre navlun sözleşmesi için resmi bir şekil şartı yoktur, sözlü olarak da kurulabilir. Ancak ispat kolaylığı açısından yazılı yapılması veya “Navlun Sözleşmesi” (Fixture Note) düzenlenmesi ticari teamüldür.

Kaynaklar

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Madde 931, 1016, 1138, 1141-1145, 1195.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararları (2024/456 E., 2024/789 E., 2024/1234 E.).
  • Resmi Gazete, 02.08.2024, Sayı: 32620.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu