Devleti ve Kurumlarını Aşağılama Suçu (TCK 301)
Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi; Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devlet kurumlarını, organlarını ve teşkilatlarını alenen aşağılama fiillerini yaptırıma bağlayarak koruma altına almaktadır.
Danıştay 10. Dairesi’nin 18.11.2020 tarihli, E. 2015/2587, K. 2020/5069 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde (ve benzer şekilde Danıştay 10. Dairesi’nin 18.11.2020 tarihli, E. 2016/13868, K. 2020/5070 sayılı kararında) maddenin yasal çerçevesi şu şekilde aktarılmıştır:
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde, ‘(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir.”
Bu suç tipi bakımından korunan hukuki değer devlet organlarının saygınlığı olup, Danıştay 12. Dairesi’nin 30.11.2023 tarihli, E. 2020/1729, K. 2023/6255 sayılı kararında davacının sosyal medya paylaşımları sebebiyle “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin Yargı Organlarını Alenen Aşağılama” suçundan “TCK’nun 301/1. maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK’nun 231/6. maddesi uyarınca hakkında kurulan” hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına “karar verildiği anlaşılmış olup” tespiti yapılmıştır. Söz konusu kararda uygulanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun ile 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak değişikliğe uğramış ve güncellenmiştir.
Adalet Bakanlığı Soruşturma İzni Prosedürü ve İşlemin Hukuki Niteliği
Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı soruşturma yürütülmesi Adalet Bakanı’nın iznine tabi kılınmıştır.
Soruşturma İzni Talebi ve Değerlendirme
Danıştay 5. Dairesi’nin 02.04.2024 tarihli, E. 2023/11117, K. 2024/4589 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde belirtildiği üzere, bir basın açıklaması nedeniyle başlatılan adli süreçte “TCK 301/4 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni talep edildiği” ve yapılan inceleme neticesinde “Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısında özetle, şüphelinin eyleminin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesi ile Anayasamızın 25 ve 26.maddelerinde güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırları içerisinde kaldığı belirtilerek soruşturma izni verilmediği” aktarılmıştır.
Organ ile Kişi Ayrımı Kriteri
Danıştay 2. Dairesi’nin 18.02.2025 tarihli, E. 2021/2613, K. 2025/501 sayılı kararında, izin taleplerinin değerlendirilmesinde devlet tüzel kişiliği ile kamu görevlilerinin şahısları arasındaki ayrım vurgulanmıştır.
İlgili kararda, “Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06/06/2016 tarihli Bakan Olur’lu görüş yazısında; ‘ Savcılığın fezlekesinde, suçun adı, ‘Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılama’ olarak gösterilmesine karşın, Türk Milletine, Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik bir sözün bulunmadığı, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılama’ eylemi kapsamında değerlendirilebileceği… belirtilerek, şüpheli hakkında, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılama’ eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanunun 301/4. maddesinden soruşturma izni verilmemesine karar verildiği” belirtilmiştir.
Kararda Yargıtay içtihatlarına da dayanılarak “Yargıtay İçtihatlarına göre organ olarak hükümet hedef alınmadığı sürece hükümeti oluşturan gerçek kişilere, diğer bir ifadeyle Başbakana, Bakanlara, İktidar Partisine, hükümete bağlı organ ve kuruluşlara karşı söylenen sözlerin hükümete karşı yapıldığının kabul edilemeyeceği, bu nedenle şüphelinin sözlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği” sonucuna varılmıştır.
İdari Yargı Yolu Denetimi Dışında Kalması
Danıştay 10. Dairesi’nin 18.11.2020 tarihli, E. 2015/2587, K. 2020/5069 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde (ve E. 2016/13868, K. 2020/5070 sayılı kararında), Adalet Bakanı tarafından tesis edilen soruşturma izni veya izin verilmemesi işlemlerinin hukuki mahiyeti tayin edilmiştir.
İlgili değerlendirmede; “Ceza soruşturmasının başlangıcını oluşturan ‘soruşturma izni’; Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil eden bir eylemin işlendiğine ilişkin iddianın soruşturulması ya da soruşturulmaması sonucun doğuran bir işlemdir.” denilmiş; devamında ise “Bu noktada, yetkili makamın konuya ilişkin takdirinin idari görev kapsamında olmadığı anlaşılmakla, ceza yargılamasının bir aşaması olduğu sonucuna ulaşılan bu işlemlere karşı idari yargıda dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.” tespiti yapılmıştır.
İfade Özgürlüğü ile Aşağılama Fiili Arasındaki Sınır
Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağı kuralı, yargı kararlarında ifade özgürlüğünün temel güvencesi olarak ele alınmaktadır.
Eleştiri Amacı ve Kurumun Hedef Alınmaması
Danıştay 2. Dairesi’nin 26.03.2024 tarihli, E. 2021/6988, K. 2024/1937 sayılı kararının karşı oy yazısında, “[…TCK 301/3 maddesinde belirtildiği üzere, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının ise suç oluşturmayacağı…]” vurgulanmıştır. Nitekim adli soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda “[…Emniyet Teşkilatı’nın hedef alınmadığı, teşkilat içerisinde bazı kişilerin yanlış uygulamalarının eleştirildiği ve bu tür yanlış uygulamaların teşkilata zarar verdiğinin ifade edildiği, yapılan yorumun tamamen eleştiri amacı taşıdığı, Emniyet Teşkilatı’nı aşağılamayı hedeflemediği…]” tespitine yer verilmiştir.
Anayasal ve Uluslararası Güvenceler
Danıştay 12. Dairesi’nin 30.11.2023 tarihli, E. 2020/1729, K. 2023/6255 sayılı kararında, ifade özgürlüğünün sınırları değerlendirilirken “Anayasa’nın 25. maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimsenin, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamayacağı ve suçlanamayacağı belirtilmiş” olduğu belirtilmiş; ayrıca “İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ”İfade özgürlüğü” başlığını taşıyan 10. maddesinde, ” 1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir.
Bu hak, kamu makamları tarafından müdahale olmaksızın ve ulusal sınırlar dikkate alınmaksızın, görüşlere sahip olma ve bilgi ve düşünceleri edinme ve bunları yayma özgürlüğünü içerecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yargı Organlarının İtibarının Korunması ve Sınırın Aşılması
Danıştay 5. Dairesi’nin 24.06.2021 tarihli, E. 2019/6172, K. 2021/2287 sayılı kararında, “Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur” ilkesine işaret edilmiştir.
Kararda, ilgilinin sosyal medya paylaşımlarında “kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı ve kurul halinde çalışan Hâkimler ve Savcılar Kurulunu, üyelerini, yargı organlarını, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletini ağır eleştiri ve sitem söylemini aşacak nitelikte; saygınlıklarını, kişilik haklarını, şeref ve haysiyetlerini, itibar ve şöhretlerini rencide ederek görevleriyle ilgili olarak küçük düşürerek aşağılayıcı ifadelerle ‘ifade hürriyeti’ sınırlarını açıkça ölçüsüz ve orantısız bir şekilde aşmak suretiyle alenen hakaret ve aşağılamalarda bulunduğu” tespit edilerek, fiilin suç oluşturup oluşturmamasından bağımsız olarak meslekten çıkarma yaptırımını gerektirdiği belirtilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 27.06.2022 tarihli, E. 2022/492, K. 2022/2347 sayılı kararında da benzer değerlendirme yapılmış ve “2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca hakim ve savcıların görevde iken gerçekleştirdiği eylemleri suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülmesi halinde meslekten çıkarma cezası verileceği” ve bu kapsamda “ceza kovuşturmasının sonucunun beklenmesini gerektiren amir bir düzenlemenin bulunmadığı” hüküm altına alınmıştır.
İkincil Kaynaklar Çerçevesinde Değerlendirmeler
İkincil kaynak olarak değerlendirilen yargı kararlarında, ifade özgürlüğünün sınırları, kamu görevlileri ve kurumların saygınlığı bağlamında ele alınmıştır:
Beraat Kararı ve İfade Hürriyeti İlişkisi (İkincil Kaynak)
Danıştay 5. Dairesi’nin 03.03.2025 tarihli, E. 2024/1717, K. 2025/2605 sayılı kararında, davacının “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyet Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ve Devletin Organlarını Alenen Aşağılama” suçundan yargılandığı ceza davasında “Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeden 01/06/2023 tarihinde kesinleştiği” belirtilmiştir. Mahkeme çoğunluğu eylemleri meslekle bağdaşmaz bulurken, karşı oy gerekçesinde “davacının paylaşımının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin siyasal ve hukuki varlığı ile Devletin varlığını oluşturan unsurlarına yönelik aşağılayıcı bir ifade içermediği, yorumunun eleştiri mahiyetinde olduğu ve aşağılama kastı içermediği, davaya konu paylaşımın Anayasanın 25. ve 26. maddeleri ile güvence altına alınan ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği” savunulmuştur.
Yargı Mensuplarının Özel Konumu (İkincil Kaynak)
Danıştay 5. Dairesi’nin 29.11.2022 tarihli, E. 2020/650, K. 2022/9433 sayılı kararında, yargı mensuplarının “özel bir sadakat ve güven bağlılığı” içinde olmaları gerektiği, paylaşımların “eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilemeyecek biçimde, yargısal yükümlülük ve görevi ile bağdaşmayacak şekilde” ve “adli teşkilatın bağımsızlığına toplumun inanç ve güveninin azalmasına yol açacak biçimde” yapılamayacağı belirtilmiştir. Danıştay 5. Dairesi’nin 27.02.2025 tarihli, E. 2023/23599, K. 2025/2555 sayılı kararında da “Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır.” tespiti yapılmıştır. Danıştay 5. Dairesi’nin 22.09.2020 tarihli, E. 2017/436, K. 2020/3792 sayılı kararında da yargı mensubunun “sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu” ifade edilmiştir.
Siyasilere ve Kamu Otoritelerine Yönelik Eleştirinin Genişliği (İkincil Kaynak)
Danıştay 13. Dairesi kararlarında, kamuoyuna mal olmuş kişilere ve siyasetçilere yöneltilen eleştiri sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu kabul edilmektedir:
- Danıştay 13. Dairesi’nin 12.02.2019 tarihli, E. 2019/25, K. 2019/349 sayılı kararında, “kamuoyuna mâl olmuş ve aynı zamanda siyasetle uğraşan kişilerin kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere katlanmaları gerektiği, bu eleştiri sınırlarının özel kişilere kıyasla daha geniş tutulmasının tüm hukuk sistemlerinde yerleşmiş bir ilke olduğu” ve “bireyin konuşmalarının içeriğine yönelik olarak yapılan yorumların, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği” belirtilmiştir.
- Danıştay 13. Dairesi’nin 18.02.2021 tarihli, E. 2020/3655, K. 2021/560 sayılı kararında, “hükûmetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırı da özel kişilere göre daha geniştir” tespiti yapılmış, ifadelerin “siyasî nitelikli yorum ve eleştiriler mahiyetinde olduğu” ve bu nedenle “insan onuruna veya özel hayatın gizliliğine yönelik bir tecavüzden yahut, küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadelerden söz etme imkanının bulunmadığı” karara bağlanmıştır.
- Danıştay 13. Dairesi’nin 29.03.2023 tarihli, E. 2023/161, K. 2023/1497 sayılı kararında, ifadelerin “siyasilerin tasarruflarına yönelik, yangın özelinde ağır eleştiri olarak değerlendirilmesi gerektiği” kabul edilerek idari işlem iptal edilmiştir.
- Danıştay 13. Dairesi’nin 29.11.2023 tarihli, E. 2019/232, K. 2023/5151 sayılı kararının karşı oyunda, politikacıların “sıradan vatandaşlardan farklı olarak her söz ve davranışını bilerek ve isteyerek basının ve kamuoyunun yakın denetimine açmıştır” ilkesiyle, ifade özgürlüğünün “devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu” ve “siyasi konuların tartışılmasındaki yarar ile dengelenmek zorundadır” görüşü dile getirilmiştir.
- Danıştay 13. Dairesi’nin 04.11.2020 tarihli, E. 2015/1935, K. 2020/3012 sayılı kararında ise basının eleştiri hakkının sınırsız olmadığı, yayın kuruluşlarının haber verirken “tahkir edici bir dil kullanmayıp, ölçülülük ilkesine de uygun davranmak mecburiyetindedirler” kuralına tabi olduğu, “ifade özgürlüğü kalkanı arkasına gizlenerek, kişileri yalnızca karalamak, aşağılamak, asılsız suçlamalarda bulunmak, kişilerin özel hayatlarına ölçüsüz saldırıda bulunmak gibi ifade özgürlüğü hakkının açıkça kötüye kullanıldığı durumlar hukuken korunmamaktadır” denilerek sınırların aşılamayacağı belirtilmiştir.
5. Yargı Kararları Özeti Tablosu
| Mahkeme / Daire ve Karar Künyesi | Temel Hukuki Uyuşmazlık | TCK m. 301 ve İfade Özgürlüğü Kapsamındaki Değerlendirme |
|---|---|---|
| Danıştay 10. Daire 18.11.2020, E. 2015/2587, K. 2020/5069 | Adalet Bakanı soruşturma izninin yargısal denetimi | Soruşturma izni takdiri idari görev kapsamında olmayıp ceza yargılamasının bir aşamasıdır; idari yargıda dava açılamaz. |
| Danıştay 10. Daire 18.11.2020, E. 2016/13868, K. 2020/5070 | Soruşturma izni işleminin hukuki niteliği | Ceza soruşturmasının başlangıcını oluşturan izin işlemine karşı idari yargı denetimi işletilemez. |
| Danıştay 5. Daire 02.04.2024, E. 2023/11117, K. 2024/4589 | TCK 301/4 uyarınca Adalet Bakanlığı izni talebi | Eylemin AİHS m. 10 ile Anayasa m. 25 ve 26 sınırları dahilinde kaldığı gerekçesiyle Bakanlıkça izin verilmemiştir. |
| Danıştay 2. Daire 18.02.2025, E. 2021/2613, K. 2025/501 | TCK 301 soruşturma izni ve suçun hedefi | Hükümet organı hedef alınmadıkça Başbakan, Bakan veya siyasi kişilere yönelik sözler TCK 301 kapsamında değerlendirilemez; izin verilmemesi hukuka uygundur. |
| Danıştay 2. Daire 26.03.2024, E. 2021/6988, K. 2024/1937 | Teşkilat ile personel ayrımı ve eleştiri hakkı | Emniyet Teşkilatı hedef alınmayıp teşkilat içi yanlış uygulamalar eleştirildiğinde fiil TCK 301/3 uyarınca eleştiri sınırında kalır. |
| Danıştay 12. Daire 30.11.2023, E. 2020/1729, K. 2023/6255 | Sosyal medya paylaşımları ve TCK 301 mahkûmiyeti | Aşağılama suçundan mahkûmiyet ve HAGB kararı verilirken, ifade özgürlüğünün Anayasa m. 25 ve AİHS m. 10 çerçevesinde meşru sınırları incelenmiştir. |
| Danıştay 5. Daire 24.06.2021, E. 2019/6172, K. 2021/2287 | Yargı organlarını aşağılama ve meslekten çıkarma | Devletin saygınlığını ve yargı itibarını rencide edici ölçüsüz ve orantısız ifadeler ifade özgürlüğü sınırını aşar. |
| İdare Dava Daireleri Kurulu 27.06.2022, E. 2022/492, K. 2022/2347 | Disiplin hukuku ve ceza soruşturması ayrımı | Yargı organları ve devlete yönelik aşağılayıcı paylaşımlarda ceza kovuşturması sonucu beklenmeksizin disiplin işlemi uygulanabilir. |
| Danıştay 5. Daire 03.03.2025, E. 2024/1717, K. 2025/2605 (İkincil Kaynak) | TCK 301 beraat kararı sonrası disiplin değerlendirmesi | Ceza davasında beraat kararı verilmiş olsa da çoğunluk meslekten çıkarmayı onamış; karşı oyda eylemin ifade hürriyeti kapsamında kaldığı belirtilmiştir. |
| Danıştay 13. Daire 12.02.2019, E. 2019/25, K. 2019/349 (İkincil Kaynak) | Siyasetçilere yönelik sert ve ağır eleştiriler | Siyasilere yönelik sert ve incitici eleştiri sınırları geniştir; eylemin içeriğine yönelik yorumlar aşağılama veya iftira sayılamaz. |
| Danıştay 13. Daire 18.02.2021, E. 2020/3655, K. 2021/560 (İkincil Kaynak) | Hükûmete ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırı | Siyasi nitelikli yorum ve eleştiriler insan onuruna saldırı veya aşağılama oluşturmaz; siyasiler daha yüksek hoşgörü göstermelidir. |
Sonuç
Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi, devletin ve temel kurumlarının toplumsal saygınlığını koruma amacı güderken, demokratik toplumun en önemli unsuru olan ifade özgürlüğü ile hassas bir denge kurmaktadır. Yüksek yargı içtihatlarının da açıkça ortaya koyduğu üzere; sert, incitici veya sarsıcı nitelikteki siyasi eleştiriler münhasıran alenen aşağılama kastı taşımadığı sürece suç teşkil etmez.
Siyasetçilerin, hükümetin ve kamu otoritelerinin, sıradan vatandaşlara kıyasla eleştiriye karşı çok daha geniş bir tahammül yükümlülüğü bulunduğu yerleşik mahkeme kararlarıyla sabittir.
Özellikle soruşturma sürecinin doğrudan Adalet Bakanlığının iznine tabi kılınması, vatandaşların ifade hürriyetini keyfi yargılamalara karşı koruyan güçlü bir usuli güvencedir. Ancak yargı organları veya emniyet teşkilatı gibi kurumlara yönelik eleştiri sınırını aşan, itibarı zedeleyici ölçüsüz ifadeler, ceza mahkemesinde beraatle sonuçlansa dahi kamu görevlileri açısından disiplin hukuku kapsamında meslekten çıkarma gibi ağır idari yaptırımları tetikleyebilmektedir.
Devlet kurumlarına yönelik söylemlerin hukuki nitelendirmesi, anayasal eleştiri hakkı ile suç teşkil eden tahkir fiili arasındaki ince çizginin belirlenmesi teknik bir uzmanlık gerektirir. Sinan Eroğlu Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, ceza muhakemesi süreçleri, ifade özgürlüğü ihlalleri ve idari disiplin soruşturmaları bağlamında müvekkillerine stratejik ve netice odaklı bir avukatlık hizmeti sağlamaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
TCK 301. madde kapsamında hangi eylemler cezalandırılmaktadır ve cezası nedir?
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını ile Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişilere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilmektedir.
Kurumları eleştirmek TCK 301 kapsamında suç sayılır mı?
Hayır, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları yasa gereği suç oluşturmamaktadır. Bu tür açıklamalar Anayasa’nın 25. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi güvencesindeki düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilir.
Bakanlara, Başbakana veya siyasetçilere edilen sözler bu suçu oluşturur mu?
Organ olarak hükümet hedef alınmadığı sürece, hükümeti oluşturan gerçek kişilere (örneğin Başbakana, Bakanlara veya İktidar Partisine) karşı söylenen sözler TCK 301 kapsamında değerlendirilemez. Ayrıca yargı kararlarında, hükûmetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının özel kişilere göre daha geniş olduğu kabul edilmektedir.
Bir kişi hakkında TCK 301’den savcılık doğrudan soruşturma başlatabilir mi?
Hayır, bu suçtan dolayı bir kişi hakkında soruşturma yürütülebilmesi Adalet Bakanının iznine bağlı kılınmıştır.
Adalet Bakanlığının soruşturma izni verip vermemesi kararına karşı idari dava açılabilir mi?
Açılamaz, çünkü yetkili makamın buradaki takdiri idari bir görev kapsamında değil, ceza yargılamasının bir aşaması olarak kabul edildiğinden bu işlemlere karşı idari yargı yoluna başvurma imkanı bulunmamaktadır.
Kaynakça
İçtihat Referansları
Birincil Kaynak
- Danıştay, 5. Daire, E. 2023/11117, K. 2024/4589, T. 02.04.2024
- Danıştay, 10. Daire, E. 2016/13868, K. 2020/5070, T. 18.11.2020
- Danıştay, 12. Daire, E. 2020/1729, K. 2023/6255, T. 30.11.2023
- Danıştay, 10. Daire, E. 2015/2587, K. 2020/5069, T. 18.11.2020
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/2613, K. 2025/501, T. 18.02.2025
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/6988, K. 2024/1937, T. 26.03.2024
- Danıştay, 5. Daire, E. 2019/6172, K. 2021/2287, T. 24.06.2021
İkincil Kaynak
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/1717, K. 2025/2605, T. 03.03.2025
- Danıştay, 5. Daire, E. 2017/436, K. 2020/3792, T. 22.09.2020
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/492, K. 2022/2347, T. 27.06.2022
- Danıştay, 5. Daire, E. 2020/650, K. 2022/9433, T. 29.11.2022
- Danıştay, 5. Daire, E. 2023/23599, K. 2025/2555, T. 27.02.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2019/25, K. 2019/349, T. 12.02.2019
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/161, K. 2023/1497, T. 29.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2019/232, K. 2023/5151, T. 29.11.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2015/1935, K. 2020/3012, T. 04.11.2020
- Danıştay, 13. Daire, E. 2020/3655, K. 2021/560, T. 18.02.2021
Diğer
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/6575, K. 2024/1552, T. 11.03.2024
- Danıştay, 12. Daire, E. 2023/5751, K. 2024/4698, T. 05.11.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/3115, K. 2025/238, T. 15.01.2025
- Danıştay, 5. Daire, E. 2022/9532, K. 2023/15116, T. 02.11.2023
- Danıştay, 12. Daire, E. 2019/2970, K. 2023/3629, T. 21.06.2023
- Danıştay, 12. Daire, E. 2021/597, K. 2024/3070, T. 13.06.2024
- Danıştay, 5. Daire, E. 2023/21126, K. 2025/5797, T. 22.05.2025
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/1558, K. 2025/2952, T. 06.03.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2025/579, K. 2025/4207, T. 29.12.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2021/5081, K. 2023/1447, T. 28.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/520, K. 2023/1378, T. 23.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2016/336, K. 2021/115, T. 14.01.2021
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/1931, K. 2025/963, T. 30.04.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/3228, K. 2025/870, T. 20.02.2025
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/8250, K. 2025/14922, T. 17.12.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/2462, K. 2023/3556, T. 18.09.2023
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/7118, K. 2024/5847, T. 28.11.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2022/2836, K. 2023/1061, T. 08.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2018/3209, K. 2022/1847, T. 25.04.2022
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/808, K. 2024/1946, T. 02.05.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2022/3449, K. 2023/1525, T. 29.03.2023
- Danıştay, 12. Daire, E. 2020/1135, K. 2023/5729, T. 08.11.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2023/24029, K. 2025/2838, T. 05.03.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2017/2111, K. 2021/729, T. 01.03.2021
- Danıştay, 12. Daire, E. 2021/433, K. 2021/5368, T. 27.10.2021
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/342, K. 2024/3028, T. 02.07.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/678, K. 2025/718, T. 12.02.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/1710, K. 2024/5898, T. 25.12.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/1147, K. 2025/1310, T. 20.03.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/3846, K. 2024/4970, T. 25.11.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/1795, K. 2024/4010, T. 16.10.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2019/2942, K. 2023/1547, T. 30.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2018/3238, K. 2022/1239, T. 24.03.2022
- Danıştay, 12. Daire, E. 2013/6667, K. 2016/6358, T. 13.12.2016
- Danıştay, 8. Daire, E. 2021/4565, K. 2023/7709, T. 22.12.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2023/2829, K. 2025/351, T. 21.01.2025
- Danıştay, 2. Daire, E. 2020/119, K. 2021/104, T. 07.01.2021
- Danıştay, 13. Daire, E. 2021/4808, K. 2021/5381, T. 28.12.2021
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/918, K. 2025/4090, T. 01.10.2025
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/454, K. 2024/2814, T. 13.11.2024
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/1690, K. 2021/1646, T. 04.10.2021
- Danıştay, 13. Daire, E. 2016/4492, K. 2021/882, T. 10.03.2021
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/15324, K. 2025/428, T. 13.02.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2018/9, K. 2022/1898, T. 27.04.2022
- Danıştay, 12. Daire, E. 2019/1729, K. 2023/3235, T. 07.06.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2023/329, K. 2023/15115, T. 02.11.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/1375, K. 2025/3669, T. 26.03.2025
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/3238, K. 2024/1380, T. 13.06.2024
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/15037, K. 2024/21070, T. 12.12.2024
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/382, K. 2022/2212, T. 16.06.2022
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3775, K. 2023/1375, T. 12.06.2023
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/6414, K. 2023/4439, T. 03.10.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2025/5968, K. 2025/10184, T. 02.10.2025
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/2425, K. 2020/2474, T. 19.11.2020
- Danıştay, 5. Daire, E. 2020/1106, K. 2022/106, T. 01.02.2022
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/9210, K. 2023/5146, T. 02.11.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2021/5277, K. 2023/5889, T. 08.05.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/952, K. 2024/5454, T. 12.12.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2019/491, K. 2023/1208, T. 16.03.2023
- Danıştay, 13. Daire, E. 2017/1570, K. 2021/403, T. 10.02.2021
- Danıştay, İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/995, K. 2024/2722, T. 07.11.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/2709, K. 2025/630, T. 05.02.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2019/2333, K. 2021/254, T. 21.01.2021
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/898, K. 2025/713, T. 12.02.2025
- Danıştay, 2. Daire, E. 2021/16823, K. 2025/80, T. 08.01.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/3000, K. 2025/161, T. 13.01.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2020/3663, K. 2023/1302, T. 21.03.2023
- Danıştay, 5. Daire, E. 2024/9106, K. 2025/5878, T. 22.05.2025
- Danıştay, 13. Daire, E. 2024/2705, K. 2024/4934, T. 21.11.2024
- Danıştay, 13. Daire, E. 2018/1145, K. 2022/792, T. 02.03.2022
- Danıştay, 8. Daire, E. 2021/1893, K. 2021/7142, T. 29.12.2021
Bu bölüm, yazı için tanımlanan yazar, editör ve inceleyici bilgilerini gösterir.
- Yazan
- Av. Sinan Eroğlu
- Editör
- Av. Sinan Eroğlu
- İnceleyen
- Av. Sinan Eroğlu
- Uzman İnceleme ✓
- Av. Sinan Eroğlu Avukat, İzmir Barosu (12744) İzmir Barosu
- Redaksiyon
- Av. Sinan Eroğlu
Son güncelleme: 11 Eylül 2026
