Genel

İtirazın İptali Davası

İflas ve icra kanunu, TBMM’de 1932 yılında kabul edilip yürürlüğe giren kanundur. Alacaklı ve borçluların işlemlerini içerir. Bu işlemlerin, hangi yollarla nasıl ve ne şartlar çerçevesinde tahsil edilmesi gerektiği konusunda kanunlar içeren kurallar bütünüdür. 2012 yılında icra ve iflas hukuku hakkında önemli birçok da değişiklik yapılmıştır.

İcra ve iflas kanununun önemli davalarından biri de itirazın iptali davasıdır. Açılan borç davasında, borçlunun alacaklıya karşı açtığı itiraz davasına alacaklının itirazın iptali davası açmasını içerir. Ortada gerçekten bir borcun olduğunun alacaklı tarafından ispatlanması önemlidir. Somut olan borç olduğu için alacaklı ispat yapar, borçlu olmayan bir şeyi ispatlayamaz.

Açılan bir borç davasında, borçlu öyle bir borcunun olmadığına yönelik itiraz davası açabilir. Alacaklı ise bu itiraz davasının iptali için dava açabilir. Ancak elbette belirli şartları vardır. Alacaklı tarafından, davaya itiraz eden borçluya karşı açılır. Borçlunun itiraz etmesi ile durmuş olan takibin yeniden başlaması için açılır.

Eğer alacaklının eline kabul edilebilecek belgelerden birisi varsa hem itirazın kaldırılması için hem de itirazın iptal edilmesi için dava açabilir. Ama İcra ve İflas Kanununda geçerli olan belgeler yoksa yalnızca itirazın iptali başvurusu yapabilir. Genel hükümler açısında görülen bir davadır. Dava sonucunda verilen karar, maddi olarak kesin hüküm sayılacaktır.

İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması yolu arasındaki en öncelikli fark budur. Borcun faizi, itirazın iptali davasına konu olan miktara dâhil değildir. Herhangi bir Yargıtay kararı olmadığı sürece 3300 TL’nin altındaki alacaklar için borç takibi yapılamamaktadır. Davanın kesin hükme ulaşması ve borcun yine de ödenmemesi durumunda borçlunun hapse girmesine karar verilir.

İtirazın İptali Davasının Hukuki Niteliği

İtirazın iptali davasını için herhangi bir hukuki nitelik hakkında görüş birliği bulunmamaktadır. Bazılarına göre tahsil davasıyken, diğer bir görüşe göre alacak davasıdır. Ayrıca bir tespit davası olduğu görüşünde olanlar da vardır. Yargıtay’ın da bu konuda tam bir görüş birliği bulunmamaktadır.

Geçmiş davalarda bunun bir tahsil davası olmadığı yönünde görüşleri varken, bazı davalarında bunun bir alacağın tahsili konusunu da kapsadığını belirtmiştir. Başka davalarda ise, alacağın tahsili davası olmadığını, itirazın tahsili olduğunu belirtmiştir. İtirazın iptali davasında öncelikle hukuki yararında olması çok önemlidir.

İtirazın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Asliye Hukuk Mahkemesi tarafına yazılan bir dilekçe ile dava açılır. Davaya konu olan sebep belirtilmeli ve icra hukukundaki dosya delil olarak gösterilmelidir. İtirazın haksızlığının tespiti ile iptaline karar verilmesi talep edilir.

İtirazın İptali Davasının Açılma Süresi

İtirazın tebliğ edildiği tarih itibari ile bir yıl içerisinde mahkemeye başvurularak itirazın iptali davası için dilekçe yazılır. İtiraz alacaklıya talep edilmediği sürece bu bir yıllık süreç başlamaz. Tebliğ tarihi itibariyle bir yıl geçerlidir. Bu bir yılı kaçıran alacaklı ise iptal davasını açamaz ayrıca icra sürecini da artık takip edemez. Elinde kalan son şans ise alacağını genel hükümler çerçevesinde dava etmektir. Eğer elinde belgeleri varsa bunları ispat niteliğinde kullanabilir.

İtirazın İptal Davası Nedir

İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk

İtirazın iptali davaları zorunlu arabuluculuğa tabi olmak durumundadır. Davadan önce arabulucuya başvuru yapılması zorunlu bir şarttır. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekir. Eğer arabulucuya başvurulmazsa, dava dosyasında arabulucu evrakları bulunmazsa ve herhangi bir alacak tespit edilmezse de davanın kötü niyetli olarak açıldığına karar verilip tazminat ödenmesine hükmedilir.

İtirazın İptali Davasında Vekâlet Ücreti

İcra takibine konu olan tutarın %10’u oranında vekâlet ücreti alınmaktadır. İtirazın iptali davası nisbi vekâlet ücreti içerir. İtirazın kaldırılması ise maktu olarak hesaplanır. Dava bittiği halde karşı taraf avukata borcunu ödememişse, avukat %10’unu icra takibi yaparak karşı taraftan tahsil edebilir.

İtirazın İptali Davasında İspat Yükü

İspat yükü tamamen alacaklıdadır. Çünkü borçlunun olmayan borcu ispat etmesi, yani yok olan bir şeyi göstermesi mümkün değildir. Bu yüzden ispat yükü tamamıyla alacaklıya aittir. Böylece alacaklı borcun varlığını bir şekilde kanıtlamak zorundadır.

İtirazın İptali Davasında Islah

İtirazın iptali olarak açılmış bir dava, ıslah yolu ile alacak davasına dönüştürülebilir. Eğer itirazın iptaline karar verilirse ayrıca bakiye alacak davası da açılması gerekebilir.

İtirazın İptali Davasının Reddi

Mahkeme bir alacağın olmadığına karar verirse, itirazın iptali için açılan davanın da reddine karar vermiş olur. Bu hükmün kesinleşmesi ile birlikte davacı olan alacaklının böyle bir alacağının söz konusu olmadığına karar verilmiş olur. Davacı olan alacaklı hem davasına devam edemeyecek, hem de yeni bir dava açamayacaktır. Ayrıca duruma ve şartlara göre alacaklı, dava açtığı borçluya kötü niyet tazminatı da ödeyebilir.

İcra İnkâr Tazminatı Nedir?

İtirazın iptali için açılan davada itirazın haksızlığa uğradığı tespit edilirse borçlu, davacı olan alacaklının talebine göre davada söz konusu olan alacağın %20’sinden aşağı olmama şartı ile uygun bir miktara mahkûm edilir. Bu durumdaki tazminata icra inkâr tazminatı denmektedir. Haksız olarak itiraz taleplerinin önüne geçilebilmek için vardır.

İtirazın İptali Davasının Açılabilmesi İçin Şartlar

İtirazın iptali davası her durumda açılamaz. Bazı şartları vardır. Bu şartlar:

  • Geçerli olan bir icra takibinin aktif olarak bulunuyor olması
  • Borçlunun itiraz için geçerli bir sebebi olması
  • Davanın, borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde açılmış olması
  • Hukuki bir fayda sağlanabiliyor olması
  • Kesin hüküm olmaması

Bu şartların sağlanması durumunda itirazın iptali davası alacaklı tarafından açılabilir. Eğer mahkeme bir şikâyet alır ve bunun devamında yaptığı araştırmalarda bir art niyet sezerse de davayı iptal edebilir. Mahkeme davayı kabul ederse, itirazın iptali de kabul edilmiş olur.

İtirazın İptali Davası İle İlgili Emsal Karar

Denizli’de gerçekleşen emsal karar, banka ve firma arasında gerçekleşen dava sürecine ilişkindir. Sözleşmede borç miktarının ve ödenecek tutarın faiz oranı ile birlikte açıkça belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının yaptığı itirazın iptal edilmesi ile asıl alacak, faiz ve gider vergilerinin toplamı üzerinden alacak davasının kabulüne karar verilmiştir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu