WeCreativez WhatsApp Support
Whatsapp ile Ulaşın
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz?

İşe İade Davası

ise iade davasi - İşe İade Davası

İşe İade Davası Nedir?

İş hukukunun en önemli konularından birisi, işçinin feshe karşı korunması ve işçiyle işveren arasındaki iş ilişkisinin sürekliliğinin sağlanmasıdır. Kanun koyucu İş sözleşmesinin, işveren tarafından keyfi feshedilmesine karşı işçinin korunması amacı ile iş güvencesi hükümlerini düzenlemiştir. Bu kapsamda İşe iade davası, geçerli bir fesih nedeni olmadan işveren tarafından işten çıkartılan işçinin tekrar işe iadesi için başvurulan bir yoldur.

321 e1605631684159 1024x492 - İşe İade Davası

İşçinin İşe İade Hükümlerinden Yaralanabilmesi İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?

  1. İş Sözleşmesinin İş Kanunu Veya Basın İş Kanunu’na Tabi Olması

İş güvencesinin hükümleri, İş Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamındaki belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi halinde uygulama alanı bulacaktır. İş sözleşmesi dışındaki hukuki ilişkiler, iş güvencesi kapsamında değerlendirilemez. 

  1. İşçinin İşveren Vekili Durumunda Olmaması

İş Kanunu’nun 2. maddesindeki düzenlemeye göre; “İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun hükümlerine tabi bir iş sözleşmesine göre çalışan bir işçinin, iş güvencesi hükümlerinden yararlanması için işveren vekili olmaması gerekir 

  1. İş Sözleşmesinin İşveren Tarafından Feshedilmesi Ve Feshin Geçersiz Bir Sebeple Yapılması

İşveren iş sözleşmesini feshederken işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İşçi ancak işveren tarafından yapılan feshin geçerli bir nedene dayanmaması halinde işe iade davası açabilecektir. Feshin geçerli bir nedenle yapıldığını ispat etmekle yükümlü olan işverendir. Eğer işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ediyor ise bu durumda ispat yükü işçi de olacaktır.

  1. İş Sözleşmesinin Belirsiz Süreli Olması

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde, iş güvencesi kapsamında yer alacak olan işçilerin belirsiz süreli sözleşme ile çalışan işçiler olması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, belirli süreli sözleşme ile çalışan işçiler iş güvencesinden yararlanamayacaklardır. 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirli süreli iş sözleşmesinin tanımı dikkate alındığında, işçi ve işverenin belirli süreli iş sözleşmesi yapma serbestîsinin Kanun ile sınırlandırıldığı ve bu tür sözleşmelerin kurulabilmesi için ancak anılan objektif koşulların bulunması gerektiği açıktır. Dolayısıyla tarafların (işçi-işveren) salt belirli bir süre belirterek yaptıkları iş sözleşmesini belirli süreli olarak nitelendirmeleri sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu anlamına gelmez. Bu bağlamda işçi ile işveren arasında düzenlenen sözleşmelerin bu kapsamda da değerlendirilmesi gerekmektedir.

  1. İşyerinde Otuz Ve Daha Fazla İşçi Çalıştırılması

İşe iade davası açmak isteyen işçinin, ayrıldığı işyerinde en az 30 işçinin çalışıyor olması gerekmektedir. İşverenin aynı iş kolunda birden fazla işyeri varsa, İş Kanunu’nun 18. maddesinde belirtilen “30 veya daha fazla işçi” sayısının tespitinde tüm işyerlerindeki toplam işçi sayısı dikkate alınacaktır. Yapılan bu hesaplamada, işyerinde çırak ya da stajyer öğrenci olarak çalışanlar dikkate alınmaz.

  1. İşçinin En Az Altı Aylık Kıdeminin Olması

İşe iade davası açılabilmesi için gerekli olan diğer bir koşul da, işçinin o işyerinde en az 6 aylık kıdeminin olmasıdır. İşçinin 6 aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesaplanılır. Bu 6 aylık kıdeme iş sözleşmesinde bir deneme süresi kararlaştırılmışsa, bu deneme süresi de dâhil edilmelidir. 6 aylık kıdem hesaplanırken İş Kanunu’nun “çalışma süresinden sayılan haller” başlıklı 66. maddesindeki süreler dikkate alınacaktır.

Eğer iş avukatı arıyorsanız Aliağa İş Avukatı sayfamızda göz atabilirsiniz.
iseiadedavasi1 - İşe İade Davası

İşe İade Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca işe iade davası, davalının yerleşim yeri ya da işyerinin bağlı olduğu iş mahkemesinde açılabilecektir. Bunun aksi sözleşmeler geçerli değildir.

İşe İade Davası Açma Süresi Nedir?

İş Kanunu işe iadede hak düşürücü süre belirleyerek, 30 gün kuralı koymuştur. İş akdinin feshedildiği yönündeki açıklamanın kendisine ulaştığı andan itibaren 30 gün içerisinde işe iade davası açmayan işçi, feshi kabul etmiş sayılacaktır ve işe iade için dava açamayacaktır.

İşçi, İşe İade Davası Devam Ederken Başka İşte Çalışabilir Mi?

 Emek ve alın terinin karşılığını tam olarak alamayan işçiden yargılama sürecinde çalışmasını engellemek hukuka uygun olmayacağı gibi mantıklı da değildir. Davaların uzun sürmesi bir yana, yaşamak için para kazanmak  zorunda olan işçinin, işe iade davası devam ederken başka işte çalışmamasını beklemek, hayatın olağan akışına uygun düşmeyecektir. Kanun koyucu bu konuda hukuki bir düzenleme yapmamışsa olsa da Yargıtay kararları ile bu konu netlik kazanmıştır. Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları incelendiğinde, işçinin başka işte çalışmasının sakıncasının bulunmadığını, işe iade davasını etkilemeyeceğini belirtmektedir.

Dava Süresinde Alınan İşsizlik Sigortası Ödeneğini Ne Olacaktır?

 İşe iade davası açan işçinin işsizlik sigortası başvurusunda bulunmasının bir sakıncası bulunmamaktadır. Ancak eğer işe iade kararı verilir ve boşta geçen 4 aylık süre için kendisine ücret ödenmesine hükmedilirse, bu dört aylık süre için aldığı işsizlik sigortası ödeneğinin iadesi gerekecektir. Çünkü işçi, sanki dört ay boyunca çalışmış gibi ücrete hak kazanmıştır. İşsizlik sigortası ise çalışılmayan dönem için ödenir. Gelir elde eden işçi, dört ayın ödemesini iade etmek zorundadır.

İşe İade Davası İçin Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?

 İşe iade talebiyle açılacak davada avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak işe iade davasında geçerli nedenin ispatı, tazminat miktarları, dava sonucunda yapılacak başvurular ve önceden ödenmiş kıdem tazminatı gibi değerler düşünüldüğünde, hukuki yardım alınması ve davanın bir avukatla takibi, hak kayıplarına uğramamak adına önemlidir.

Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir